10 Temmuz — Mehmet Emin Yurdakul
Şu dağların, ovaların seslerine kulak verin; Bakın, her yer sanki coşkun deniz gibi bağırıyor. Evler, köyler zincirleri parçalayan beldelerin: «Ya hürriyet, yahut ölüm!» türküsünü çağırıyor. Hani nerd
Şu dağların, ovaların seslerine kulak verin; Bakın, her yer sanki coşkun deniz gibi bağırıyor. Evler, köyler zincirleri parçalayan beldelerin: «Ya hürriyet, yahut ölüm!» türküsünü çağırıyor. Hani nerde ağızları kilitleyen o pençeler, Ahalinin kuvvetini hiçe sayan o yiğitler? Hani nerde, hür başlara mezar kazan o geceler, Bir intikam saatinden çekinmeyen müstebitler? Esir millet yaratmayan âdil Allah Bize dahi: «Kalkın!» dedi; elimizde parıldayan keskin silâh Bugün zulmü kahreyledi. Titreyiniz, zira sizler bize karşı cellâttınız; Bağrımıza vurduğunuz demir gibi kalpsizdiniz... Yüz binlerce anaları, oğulları ağlattınız; Düne kadar evler yıkan, canlar yakan hep sizdiniz. Aklınıza gelmezdi ki, hiçbir vakit zincir, zindan Kalplerinde vatan aşkı çarpanları titretemez. Hürriyetin o mukaddes rüyaları alev saçan Alınlardan en sönük bir kıvılcımı körletemez. Esir millet yaratmayan âdil Allah Bize dahi: «Kalkın!» dedi; elimizde parıldayan keskin silâh Bugün zulmü kahreyledi. Bugün eski bir dünyanın yıkıntısı üzerine 93'ün meşrutiyet saltanatı yükseliyor; Orhan'ların, Selimlerin o sevgili illerine Bir Kanun-ı Esasî'yle yeni baştan can geliyor. Bundan sonra her Osmanlı, şu Türkiye toprağında Mabediyle, mektebiyle, her şeyiyle hür olacak; Bir ak mermer saray kadar emin olan ocağında Bir padişah gibi ömür sürmek için hak bulacak. Esir millet yaratmayan âdil Allah Bize dahi: «Kalkın!» dedi; elimizde parıldayan keskin silâh Bugün zulmü kahreyledi. Evet, artık hiç kimseye zulüm pençe salmayacak; Bir kuvvetli tarafından zayıf malı yenmeyecek; Yurdun hiçbir bucağında hâkim, mahkûm kalmayacak; «Bu efendi, bunlar dahi kölelerdir!» denmeyecek. Hakir köylü diyecek ki: «Bugün ben de bir ağayım; Adaletin huzurunda zenginlerle müsaviyim; Hür ve mesut bir vatandaş olduğumu duymadayım; Ağılımın, çiftliğimin, her hakkımın sahibiyim.» Esir millet yaratmayan âdil Allah Bize dahi: «Kalkın!» dedi; elimizde parıldayan keskin silâh Bugün zulmü kahreyledi. Ey Dicle'nin, Sakarya'nın ve Fırat'ın çocukları! Vatanımız talihini bugün bize terk ediyor. Doğduğumuz bu yerlerin kara yaslı ufukları Kadın, erkek, her bir asil evlâdından iş istiyor. Zalim devrin bize miras bıraktığı harabeler Bizim kardeş zekâmızın nurlarıyle uyanacak; Şu zavallı ıssız köyler, şu karanlık kulübeler Bizim kardeş kalbimizin ateşiyle canlanacak. Esir millet yaratmayan âdil Allah Bize dahi: «Kalkın!» dedi; elimizde parıldayan keskin silâh Bugün zulmü kahreyledi. Biz istersek, hürriyetin kanadının gölgesinde Asırları övündüren dehamızı parlatırız. Büyük ırklar yurdu olan şu zengin Şark ülkesinde Yarın yine bir şerefli medeniyet yaratırız. Dünya dahi öğrenir ki bizim gibi bir milletin Her cehennem ateşini söndürmeye gücü yeter; Şu demirden yumruğumuz, zulüm gibi sefaletin, Taassubun, cehlin dahi başlarını kum ezer!..